Sonra bana çöz bu bulmacayı diyip kayboluyorlar.Hayatımı oynuyorum tenimde.Acı çektiğimde tırnaklarım tüm derimi parçalıyor,kaybediyorum , başa dönüyorum. Kot pantolonun mavimsi bir rengi olupta her şeyle nasıl bu kadar uyum sağladığını hala anlamış değilim. Cumartesi şarkısı olsun bu da..:) Wonderwall (oasisinetofficial tarafından) Her yağmur yağdığında camdan tavanı olan bir yerde gökyüzünü seyretmek geliyor içimden.. Kadınlar pençeleriyle tutunurlar hayata. Tırnaklarının arasında kalmış bir avuç hissi kendi renkleriyle kapatırlar. Teni solan bir kadın yine de renkleri isteyebilir dudaklarında. İçi acıyan kadının saçları yine de dalga dalga olabilir. Sonra berbat hissetmişliğin verdiği çelimsizlikle, hayatın üzerinden geçercesine dümdüz olur saçları.Tırnakları kırılır, kirpikleri dökülür hatta kırmızıdan bile nefret eder.Narin yaradılışın zerafetinden, kadınlığından usanır.Kendi kırılmışlıklarını sığdırır hayata.Kimse anlamaz ki kadın hayatını boynundaki kolyenin izinde, parmaklarındaki yüzüğün ağırlığında, topuklarındaki acıda,ensesine dökülen saçlarının arasında saklar.Ve sonra tek bir kokuyla hepsi kaybolur… Yolculukta dinlenebilecek güzel şarkılar önerseniz ne güzel olur ? :) ‘Sanatı muhafaza edersen ya müzelik olursun ya konserve.’ Çekip gidelim şu soluksuz köşelerden. İçimin derinliklerinde kayboluyorum bazen , boğuluyorum, nefessiz kalıyorum, uyandığımda ellerim kanıyor. Bugün bir kez daha buğulu havaları ne kadar çok sevdiğimi farkettim.Ankara’ya bir başka yakışıyor puslu gökyüzü, yağmur havası…Bana da sadece müzik dinleyip yürümek ve soluklanmak düşüyor. Beynindekini sustursan canın daha az acır mı? Arsız soluklar karıştı. Kaldırın soluklarımı, değiştirin ruhumu, kısın şu müziği! Gün gelir koparır onları benden teker teker. Sonbahara takılmış bir ağaç |
![]() |